TRAGEDYA
Efendim, Antik Yunandayız. Milattan tam yediyüz yıl öncesi. Yani
şimdikinden 2700 sene önce. Bu antik Yunan o zaman medeni mi medeni, ileri mi
ileri. Şimdiki İsviçre gibi. Adamlar bir medeniyet kurmuş ki sorma gitsin.
Sanat olsun, felsefe olsun, gırla gidiyor. Bu medeniyetin merkezi de Atina.
Bilen bilir, bu Yunanlılarda tanrı enflasyonu var o zaman. Yağmur tanrısı,
şimşek tanrısı, gök gürültüsü tanrısı, bereket tanrısı, kahve tanrısı, çay
tanrısı.. Aklına ne gelirse hepsinin bir tanrısı var. Tanrılardan bi tanesi de
şarap tanrısı Dionysos.
İşte bizim bildiğimiz anlamda ilk tiyatro, bu şarap tanrısını kutsamak, ona
teşekkür etmek için yapılan törenlerde doğdu. Ortada koro dedikleri yaklaşık
elli kişiden oluşan bir topluluk, ve bu topluluk sırayla konuşuyor. Kimisi
bağırıyor, kimisi ağlıyor, kimisi seviniyor, bazen hep birlikte konuşuyorlar,
bazen yarısı konuşup yarısı susuyor ve böylece
