tragedya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tragedya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

TİYATRO AKIMLARI - KLASİSİZM


Efendim, - yine efendim diye başlıyorum yazıya bu bende alışkanlık olmuş, bidaha ki yazıda başka türlü başlıcam.- her sene törenlerle kutladığımız, her Türk gencinin övünç kaynağı olan, 1453 İstanbul’un fethini hepimiz biliriz. İstanbul’u Fatih Sultan Mehmet önderliğinde, devasa toplar ve mehter marşı eşliğinde, zorlu bir mücadeleden sonra fethetmiştik. Böylece ortaçağ denen karanlık dönem kapanmış ve Yeniçağ başlamıştı.

Şimdi diyeceksiniz ki, tiyatro diyosun, klasik diyosun, İstanbul’un fethi ne alaka kardeşim? Dalga mı geçiyosun bizle? Durun bi sabredin ya, anlatacam. Zaten başımıza ne gelirse hep bu sabırsızlığımızdan geliyor. Bizim için İstanbul’un fethi ve büyük bir zafer olarak nesilden nesile aktarılagelen bu olay, Avrupalılar için bir felaket, bir yıkımdı.

ANTİK YUNAN TİYATROSU: TRAGEDYA VE KOMEDYA

Delphi antik yunan tiyatrosu


TRAGEDYA

Efendim, Antik Yunandayız. Milattan tam yediyüz yıl öncesi. Yani şimdikinden 2700 sene önce. Bu antik Yunan o zaman medeni mi medeni, ileri mi ileri. Şimdiki İsviçre gibi. Adamlar bir medeniyet kurmuş ki sorma gitsin. Sanat olsun, felsefe olsun, gırla gidiyor. Bu medeniyetin merkezi de Atina.
Bilen bilir, bu Yunanlılarda tanrı enflasyonu var o zaman. Yağmur tanrısı, şimşek tanrısı, gök gürültüsü tanrısı, bereket tanrısı, kahve tanrısı, çay tanrısı.. Aklına ne gelirse hepsinin bir tanrısı var. Tanrılardan bi tanesi de şarap tanrısı Dionysos.

İşte bizim bildiğimiz anlamda ilk tiyatro, bu şarap tanrısını kutsamak, ona teşekkür etmek için yapılan törenlerde doğdu. Ortada koro dedikleri yaklaşık elli kişiden oluşan bir topluluk, ve bu topluluk sırayla konuşuyor. Kimisi bağırıyor, kimisi ağlıyor, kimisi seviniyor, bazen hep birlikte konuşuyorlar, bazen yarısı konuşup yarısı susuyor ve böylece